İspanya'ya yerleşen bir Türk'ün sosyal medya paylaşımından:
"İspanya’ya yerleştikten sonra fark ettik. Ama en çok Türkiye ile İspanya arasında gidip gelirken hissediyoruz. Aradaki fark sadece ülke farkı değil. Bir sistem farkı. Bir ruh hali farkı. Bir hayat farkı.
Türkiye’de sanki görünmeyen bir yarış var. Herkes bir yere yetişmeye çalışıyor. Herkes acele ediyor. Herkes gergin.
En çok trafikte anlıyorsun bunu. Herkes birbirini geçmeye çalışıyor. Kimse yol vermek istemiyor. Kimse yavaşlamak istemiyor. Sadece insanlar değil, cadde de sokak da seni itiyor.
Koş diyor. Yetiş diyor. Geç kalma diyor.
Ve bir süre sonra anlıyorsun: Bu sadece trafik değil. Bu, hayatın tamamına yayılmış bir baskı. Çünkü Türkiye’de artık mesele sadece yaşamak değil. Yetebilmek.
Maaşı yettirmek. Kirayı yettirmek. Çocuğa yettirmek. Hayata yettirmek.
İnsanlar bu yüzden sürekli stres altında. Çünkü en basit şey bile lüks gibi hissettirmeye başladı.
Araba daha pahalı Avrupa'dan, Elektronik daha pahalı. Dışarıda yemek daha pahalı
Et bile daha pahalı artık her yerden. İnsan daha ayın ortasında yoruluyor. Daha ay bitmeden tükeniyor.
Burada ise başka bir şey var. Para elbette önemli. Ama hayatın tek merkezi gibi yaşanmıyor. İnsanlar çalışıyor ama nefes de alıyor.
Dükkanlar kapanıyor. Siesta yapılıyor. İnsanlar dinleniyor. Kimse kendini parçalayarak yaşamıyor.
Ve insanın içine en çok dokunan şey şu oluyor: Burada birçok şey daha ulaşılabilirken insanlar yine de parayı hayatın önüne koymuyor. Çünkü yaşamayı unutmamışlar.
Bir de çocuklara bakıyorsun. Onlar da başka türlü büyüyor. Sürekli yarış içinde değiller. Sürekli kıyaslanmıyorlar. Sürekli bir şey olmak zorundaymış gibi yaşamıyorlar.
Çünkü sistem çocuğu, küçük yaşta rekabetin içine itmek yerine bir birey olarak büyütmeye çalışıyor.
Belki bu yüzden daha rahatlar. Belki bu yüzden daha özgürler.
Ve en ağır fark da burada başlıyor zaten. Bir yerde insanlar hayata yetişmeye çalışıyor. Diğer yerde ise hayat insanın hızına uyuyor. Ve biz fark etmeden yıllarca
sadece yetişmeye çalışmışız.
Koşmuşuz. Yorulmuşuz. Tükenmişiz.
Ve biz koşarken en çok geride kalan, çocuklarımızın çocukluğu oluyor.