637 yılında, Müslüman orduları Kudüs'ü kuşattığında, şehrin Bizanslı Patriği (ve lideri) Sofronius, şehri "savaşsız" teslim etmeyi kabul etti.
Ancak tek bir "şartı" vardı: Şehrin anahtarlarını "ordunun komutanına" (Ebu Ubeyde) değil, bizzat Halife'nin "kendisine", yani Hz. Ömer'e (RA) teslim etmek istiyordu.
Hz. Ömer (RA), Medine'den (o dönemin süper gücünün başkenti) yola çıktı. Ancak Kudüs'e bir "fatih" (conqueror) gibi değil, bir "hizmetkâr" (servant) olarak geldi.
Tarihi kayıtlara göre, yanında sadece bir hizmetkârı ve "tek bir" deve vardı. Deveye "nöbetleşe" (sırayla) biniyorlardı. Tam Kudüs'ün kapılarına vardıklarında, "binme sırası" hizmetkârındaydı.
Hizmetkârı, "Efendim, siz binin, ordu ve halk sizi bekliyor," demesine rağmen, Hz. Ömer (RA) kabul etmedi: "Sıra senin." Ve o "süper gücün" lideri, devesinin yularını "yürüyerek" çekerken, hizmetkârı devenin üzerinde şehre girdi.
Patrik Sofronius, bu "tevazu" (humility) karşısında şok oldu. Anahtarları teslim ettikten sonra, Hz. Ömer'e (RA) Hristiyanlığın en kutsal mekânı olan "Kutsal Kabir Kilisesi"ni (Church of the Holy Sepulchre) gezdirdi.
Tam namaz vakti geldiğinde, Patrik "Burada, kilisemizde namaz kılabilirsiniz," diye jest yaptı. Hz. Ömer (RA), bu "nazik" teklifi "stratejik" bir zekâyla reddetti: "Hayır," dedi, "Eğer ben (Halife Ömer) burada namaz kılarsam, benden sonraki Müslümanlar 'Halife burada namaz kıldı' diyerek burayı camiye çevirirler." Kilisenin "dışına" çıktı ve orada namaz kıldı (bugün hâlâ "Hz. Ömer Camii" oradadır).
Lider, "gücünün zirvesindeyken" (zafer anında) gösterdiği "tevazu" (devenin yularını çekmek) ile tanımlanır. Güç, bir "ayrıcalık" değil, bir "sıra" (nöbet) meselesidir.
Ancak ikinci ders daha önemlidir: Lider, "kısa vadeli" bir jestin (kiliseye namaz kılma daveti) "uzun vadeli" bir "stratejik felakete" (gelecekte kilisenin camiye çevrilmesi ihtimali) yol açacağını öngören kişidir.
Hz. Ömer'in (RA) bu hareketi, sadece "dini saygı" değil, aynı zamanda "yeni fethettiği" gayrimüslim tebaanın (halkın) "sadakatini" (loyalty) kazanan dâhiyane bir "stratejik" hamleydi.