Sağlık Bakanlığı’ndan emekli, değerli diş doktoru Fevzi Gültekin, bir operasyon geçirdikten sonra duygularını kaleme almış. Yarı espri, yarı gerçek; yaş almanın insandaki etkilerini öyle güzel ifade etmiş ki sizlerle paylaşmak istedim. Eminim yaş almış olanları tebessüm ettirecek bir yazı…
Yaşlanmak…
Eskiden uzak sanırdık. Hani haritada küçücük yazan kasabalar vardır ya… “Oraya bana sıra gelmez!” dersin ama geliyor. Hem de aktarmasız… Ekspres trenle; Business class.
Ameliyat masasında yatarken, hayat film şeridi gibi geçiyor gözünün önünden…
Fragman güzel, final biraz problemli…
Eskiden sabah kalkınca ilk iş telefona bakardık. Şimdi ilk iş: “Bugün diz mi protestoda, bel mi grevde?” kontrolü…
Eskiden fotoğraf çektirirdik, şimdi röntgen.
Eskiden “Neredesin?” diye sorarlardı. Şimdi “Hangi hastanedesin?”
Teknoloji ilerledi. Biz geriledik.
Gençken hayallerimiz vardı. Şimdi tahlillerimiz…
Gençken aşk acısıyla sabahlardık. Şimdi tansiyonla.
Romantik şiir yazardık. Şimdi ilaç saatlerini ajandaya işliyoruz.
Defter aynı defter. İçindekiler değişti.
Ama kimse şunu söylemiyor: Yaşlanmak sadece bedenin paslanması değildir. Aynı zamanda insanların yavaş yavaş silinmesidir.
Telefon rehberi dolu ama arayan yok. Cenazeler çoğalıyor. Doğum günleri azalıyor.
“Bir ara görüşelim.” diyenler kayboluyor. “Başın sağ olsun.” mesajları artıyor.
Bu da hayatın istatistiği…
Gençken dünyayı kurtaracaktık. Şimdi site yönetiminden kurtulamıyoruz.
Memleketi düzeltecektik. Şimdi kolesterolle mücadele ediyoruz.
Devrim hayalleri vardı. Şimdi tuz yasak!
Hayat böyle terbiye ediyor insanı. Önce omuzdan vuruyor. Sonra dizden. En son moralden.
Ama… Kim ne derse desin; yaşlanmak bir ayrıcalıktır.
Çünkü… Herkese nasip olmaz.
Bazıları yarım kalır. Bazıları daha başlarken biter.
Biz… Devam edebildik.
Düştük, yaralandık, kaybettik ama kalktık!
Hâlâ sabah kalkıp çay koyabiliyorsak, hâlâ bir yazıyı okuyup “Hmm…” diyebiliyorsak, hâlâ “Bu doğru değil!” deme cesaretimiz varsa…
Bitmemişiz demektir.
Gençlik hızdı. Yaşlılık derinliktir.
Gençlik bağırmaktı. Yaşlılık susup anlamaktır.
Gençlik koşmaktı. Yaşlılık yürüyebildiğine şükretmektir.
Son söz mü? Yaşlanmak… Çöküş değildir. Bir direniştir.
Sessiz… İlaçlı… Biraz ağrılı… Ama onurlu…
Ve en önemlisi: İnsan kalabilme sınavıdır.
Ne mutlu sağlıkla yaş alabilenlere ve insan kalabilenlere…
Yazan: Fevzi Gültekin – Kalemine, yüreğine sağlık.