Zaman 1500 lü yılların başlangıcı.
Şehzade Selim Trabzon Valisi.
Henüz sadece Selim' dir.
Henüz Yavuz sıfatını almamıştır.
Henüz Sultan ' da olmamıştır.
Padişah olup olmayacağı da bilinmemektedir.
Trabzon'da da bazı garip karşılanan olaylar yaşanmaya başlar.
Son bir kaç yıldır, bazı çocuklar kaybolmakta ve bulunamamaktadır.
Hatta çocukluktan çıkmaya yüz tutmuş veya henüz bıyığı bitmeye başlamış ergenler de kayıplara karışmaktadır.
Giden gelmiyor. Haber alınamıyor.
Herkes şaşkın.
Aileler yaslı. Ana babalar perişan.
Gidip Vali Selim' e derdini anlatırlar.
" Çocuklarımızı bul," diye yalvarırlar.
Selim kayıtsız kalmaz, kaygısız olamaz. Görevlendirmeler, tebdili kıyafet etmeler akla gelen her yeri aramalar hep yapılır. Ancak ne kayıp çocuklar bulunur, ne de bir haber alınır.
Selim yerinde duramaz. Yavuzlaşmaya, yavuz olmaya başlar.
Tam o sırada bir adam gelir, huzura kabul ister.
Huzura alınır. Adam anlatır. Kendi tesadüfen gördüklerini ve izlediklerini, bildiklerini anlatır.
Çocukların yer altında bir yere götürüldüğünü söyler.
Bu bilgi değerlendirilir.
Tedbirler alınır, operasyon yapılır.
Bilgi doğrudur. Yer altında inşa edilen bir alanda köleleştirilen, her türlü kullanılan çocukların pek çoğu bulunur. Kurtarılır.
Peki kimdi bu çocukları kaçıran, köle yapan?
Trabzon ' da yaşayan komşu Yahudiler den oluşan bir çete.
Bu durumu öğrenince toplumsal tepki gelişir. Çete üyesi olsun olmasın bilinen tüm Yahudileri linç etmeye başlarlar. Linçten kurtulabilenler de süratle Trabzon' u terk ederler.
Bu olaydan sonra uzun yıllar Trabzon' a Yahudi yerleşimi olmaz.
Şimdi yeraltı gibi sırlarla karartılmış, karanlık ilişkiler üzerine kurulmuş kirletilmiş bir ada dünya gündemine geldi oturdu.
Bir adam mı ihbar etti, yoksa kendileri mi ifşa etti bilinmez bazı belgeler ortalığa dökülüverdi.
Bu adaya da çocukların kaçırılıp götürüldüğü söyleniyor. Resmi verilere göre 2016 öncesi 8 yılda 104 binden fazla çocuğumuzun kayıp olduğu yazılı ve görüntülü basında anlatılıyor.
Acaba bu çocuklar, ahlâkın yeraltına gömüldüğü bu adaya mı götürüldüler?
İnsanlığın, vicdanın üzerine zift dökülen bu iğrençlik kolonisine meze mi yapıldı?
Yakın geçmişte ortaya çıkarılan bebek öldüren çetesinin bu ada sakinleriyle bir bağlantısı var mıydı?
Bu ve benzeri sorular cevap bekliyor.
Doğru, dosdoğru cevaplar bekliyor.
Eğmeden, bükmeden, araya ama, fakat, lakin sokmadan verilecek cevaplar bekliyor.
Yetkili ve etkili olanlar bu soruların sorumluğu altındadır.
Bu millete beşyüz sene öncesinin Selim' ini özletmeyin. Salim haline bakıp aldanmayın. Yavuz aratmayın. Milletin derdine deva olunmadan gönüllere sultan olunamaz.