bizim mekan kurumsal web
Av. M. Sabit ÖZDOĞLAR - Gözlem
Köşe Yazarı
Av. M. Sabit ÖZDOĞLAR - Gözlem
 

Günün Hikâyesi

İstanbul’da oturan Rum asıllı Yorgo Nikolav, kekeme olan oğlu Peter’in tedavisi için elinden gelen her şeyi yapar ama çare bulamaz. Tek umudu, oğlunun evlenmesidir. Uygun eş bulunur. Düğün yemekleri pişirilir ve gerekli hazırlıklar yapılır. O esnada evin kapısı tıklatılır. Kapıdaki, karşı komşuları Hatice Hanım’dır. Bir sene önce trafik kazasında kocası ölmüş ve iki çocuğu ile dul kalmıştır. Davetliler arasında onun adı yoktur. Ateş istemeye gelmiştir. Kendisine bir kürek dolusu ateş verirler. Bu arada misafirler de gelmeye başlamıştır. Fakat Hatice Hanım yine gelmiş ve yine ateş istemiştir. Kendisine tekrar ateş verilmiştir. Bütün davetliler geldikten sonra komşu kadın, elindeki küreğiyle çekine çekine tekrar ateş istemeye gelince Yorgo, bu işte bir iş olduğunu düşünür. Hadisenin sırrını anlamak için peşinden, avlunun arka kapısından gizlice Hatice Hanım’ın evine doğru yürür. Açık pencereden gelen seslerle irkilir. Ağlaşan çocuklar açlıklarını ve dertlerini dile getirmektedir. Hatice Hanım ise: “Artık bir daha gidemem. Ne yapayım, beni anlamadılar. Biraz daha sabredin. Yarın Kurban Bayramı, nasıl olsa Müslüman komşularımız et getirirler.” demektedir. Yorgo hemen eve dönüp hizmetçiyi yanına alarak yemeklerle dolu bir tepsiyle Hatice Hanım’ın evine gider: “Kusura bakmayın, size davetiye verememişiz. Şunları kabul edin.” der ve bir miktar da para verip, “Yarın sizin bayramınız. Çocuklara bir şeyler alırsınız.” diye ekler. Yorgo gittikten sonra dul kadın ve yetimler içten bir dua eder: “Allah’ım, Sen de onu sevindir. Rabbim, onun oğluna iyilikler ver.” O gece Yorgo bir rüya görür. Kazanları kurduğu ocaklar gül bahçesine dönmüştür. Onlara doğru yürür. O anda ak saçlı, uzun boylu, ak yüzlü bir ihtiyar güllerin yanında belirir. Uzattığı beyaz gül, Yorgo’ya gülümser. Gülü aldığı an Yorgo yıldızlara doğru uçar. Rüyasını kimseye anlatmaz. Aradan yirmi gün geçer. Yorgo’nun evine Kayseri’den Hacı Ahmet Efendi gelir ve başından geçenleri şöyle anlatır: “Bu sene Hac’da idim. Bayramdan bir gün önce Arafat’taki vakfe duasından sonra yorgunluğun ve sıcağın tesiriyle uyumuşum. Rüyamda Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhisselâmı gördüm. Bana sizin adınızı ve adresinizi verdi. Sonra ‘Git ona benden selam söyle.’ dedi. Bu selamın bir manası olmalı. Sen o günlerde Allah’ın rızasını kazanacak ne gibi bir hayır işledin?” Yorgo bunları dinledikten sonra, oğlunun kekemeliğinin iyileşmesine sebep olan esas sırrı da kavrar ve kelime-i şehâdet getirerek Müslüman olur.
Ekleme Tarihi: 19 Haziran 2026 -Cuma
Av. M. Sabit ÖZDOĞLAR - Gözlem

Günün Hikâyesi

İstanbul’da oturan Rum asıllı Yorgo Nikolav, kekeme olan oğlu Peter’in tedavisi için elinden gelen her şeyi yapar ama çare bulamaz.

Tek umudu, oğlunun evlenmesidir.

Uygun eş bulunur. Düğün yemekleri pişirilir ve gerekli hazırlıklar yapılır.

O esnada evin kapısı tıklatılır. Kapıdaki, karşı komşuları Hatice Hanım’dır. Bir sene önce trafik kazasında kocası ölmüş ve iki çocuğu ile dul kalmıştır. Davetliler arasında onun adı yoktur. Ateş istemeye gelmiştir.

Kendisine bir kürek dolusu ateş verirler. Bu arada misafirler de gelmeye başlamıştır. Fakat Hatice Hanım yine gelmiş ve yine ateş istemiştir. Kendisine tekrar ateş verilmiştir.

Bütün davetliler geldikten sonra komşu kadın, elindeki küreğiyle çekine çekine tekrar ateş istemeye gelince Yorgo, bu işte bir iş olduğunu düşünür. Hadisenin sırrını anlamak için peşinden, avlunun arka kapısından gizlice Hatice Hanım’ın evine doğru yürür. Açık pencereden gelen seslerle irkilir.

Ağlaşan çocuklar açlıklarını ve dertlerini dile getirmektedir. Hatice Hanım ise: “Artık bir daha gidemem. Ne yapayım, beni anlamadılar. Biraz daha sabredin. Yarın Kurban Bayramı, nasıl olsa Müslüman komşularımız et getirirler.” demektedir.

Yorgo hemen eve dönüp hizmetçiyi yanına alarak yemeklerle dolu bir tepsiyle Hatice Hanım’ın evine gider: “Kusura bakmayın, size davetiye verememişiz. Şunları kabul edin.” der ve bir miktar da para verip, “Yarın sizin bayramınız. Çocuklara bir şeyler alırsınız.” diye ekler.

Yorgo gittikten sonra dul kadın ve yetimler içten bir dua eder: “Allah’ım, Sen de onu sevindir. Rabbim, onun oğluna iyilikler ver.”

O gece Yorgo bir rüya görür. Kazanları kurduğu ocaklar gül bahçesine dönmüştür. Onlara doğru yürür. O anda ak saçlı, uzun boylu, ak yüzlü bir ihtiyar güllerin yanında belirir. Uzattığı beyaz gül, Yorgo’ya gülümser. Gülü aldığı an Yorgo yıldızlara doğru uçar. Rüyasını kimseye anlatmaz.

Aradan yirmi gün geçer. Yorgo’nun evine Kayseri’den Hacı Ahmet Efendi gelir ve başından geçenleri şöyle anlatır: “Bu sene Hac’da idim. Bayramdan bir gün önce Arafat’taki vakfe duasından sonra yorgunluğun ve sıcağın tesiriyle uyumuşum. Rüyamda Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhisselâmı gördüm. Bana sizin adınızı ve adresinizi verdi. Sonra ‘Git ona benden selam söyle.’ dedi. Bu selamın bir manası olmalı. Sen o günlerde Allah’ın rızasını kazanacak ne gibi bir hayır işledin?”

Yorgo bunları dinledikten sonra, oğlunun kekemeliğinin iyileşmesine sebep olan esas sırrı da kavrar ve kelime-i şehâdet getirerek Müslüman olur.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve dorukmedya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

19
Haziran
04
Mayıs
04
Mayıs
19
Nisan
17
Mart
25
Şubat
19
Kasım
02
Kasım
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat