Mısır’da, Muhammed Kerim, Napolyon’un önderliğindeki Fransız işgaline karşı direndi. Yakalandıktan sonra hakkında idam kararı verildi.
Napolyon onu huzuruna çağırarak şöyle dedi:
“Böylesine cesurca ülkesini savunan bir adamı idam etmek beni üzüyor. Tarihin beni, vatanlarını savunan kahramanları öldüren biri olarak anmasını istemem. Bu yüzden seni affedeceğim; ama kaybettiğimiz askerlerimizin karşılığı olarak on bin altın vermen gerek.”
Muhammed Kerim tebessüm ederek şöyle cevapladı:
“Yanımda o kadar yok; ama tüccarlarda yüz bin altından fazla alacağım var.”
Napolyon ona süre tanıdı.
Muhammed Kerim, elleri zincirli, etrafı işgal askerleriyle çevrili bir halde çarşıya çıktı.
Umudu, uğruna canını feda ettiği insanlardaydı...
Ama tek bir tüccar bile yardım etmedi.
Tam tersine, onu İskenderiye’nin yıkımına ve ekonomik çöküşe sebep olmakla suçladılar.
Kalbi kırık bir şekilde Napolyon’un karşısına döndüğünde, Napolyon şöyle dedi:
“Seni, bizimle savaştığın için değil, hayatını, özgürlüğünü hiçe sayıp uğruna savaştığın o korkak topluluk için feda ettiğin için idam edeceğim. Onlar ki, ticaretlerini, vatanlarının özgürlüğünden daha çok önemsediler.”
Ve der ki: “Cahil bir toplum uğruna mücadele eden kişi, kör bir adamın aydınlanması için kendini yakmakla aynı şeymiş." Evet ben idamı hak ettim."
Ne iş yaparsanız yapın, hangi konumda olursanız olun bazı insanlar sizin onlara yüklediğiniz anlamın çok çok altındalar. Ne için mücadele ediyorsun, kim için mücadele ediyorsun, kimle mücadele ediyorsun buna bakmanız gerekiyor.