taraftarium24 taraftarium24
Hüdayim GÜLER - Dostça
Köşe Yazarı
Hüdayim GÜLER - Dostça
 

Ramazan: Mağfiret Ayı mı, Fırsatçılık Ayı mı?

On bir ayın sultanı Ramazan, müminler için ruhun arındığı, sofraların paylaşıldığı ve yardımlaşmanın zirve yaptığı mukaddes bir zamandır. Ancak son yıllarda bu mübarek ayın gelişiyle birlikte çarşı-pazarda yaşanan “Ramazan zammı” gerçeği, bu manevi iklimle derin bir tezat oluşturmaktadır. Dinimizin “kolaylaştırın, zorlaştırmayın” düsturuna rağmen, temel gıdadan Ramazan’ın simgesi olan pideye kadar yapılan afaki zamlar, “Müslüman esnafın sorumluluğu nerede başlıyor?” sorusunu akıllara getirmektedir. İslam dini ticareti helal kılmış, ancak ticaretin ahlaki sınırlarını da çok net çizmiştir. Kur’an-ı Kerim’de haksız kazanç ve insanların çaresizliğinden faydalanmak şiddetle yasaklanmıştır. Ramazan ayında talebin artmasını bahane ederek fiyatları iki katına çıkarmak, aslında ihtiyaç sahibinin rızkına el uzatmak ve malı “haksız yere” eksiltmektir. “Ölçtüğünüz zaman tam ölçün ve doğru teraziyle tartın. Bu hem hayırlıdır hem de neticesi bakımından daha güzeldir.” (İsrâ Suresi, 35. Ayet). Bu ayet sadece fiziksel teraziyle sınırlı değildir; piyasanın dengesini bozmak ve suni fiyat artışlarıyla adaleti sarsmak da bu kapsamda değerlendirilebilir. “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe eremezsiniz.” (Âl-i İmrân Suresi, 92. Ayet) emrine dayanır. İnsanlar infak etmeye çalışırken, elindeki ürünü fahiş fiyata satmak bu ayın ruhuyla taban tabana zıttır. Ramazan, bir “mağfiret ayı”dır; yani kulun Allah’tan bağışlanma dilediği, bunun karşılığında da yaratılana şefkatle yaklaştığı bir dönemdir. Bir esnaf için gerçek kazanç, Ramazan ayında kar oranını artırmak değil; bir yoksulun sofrasına uygun fiyatla ürün ulaştırarak onun duasını almaktır. Pidenin, hurmanın ve sebzenin fiyatını “Ramazan geldi” diyerek katlamak, sadece ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda bir ahlak ve güven meselesidir. Dinimiz, dürüst tüccarı Peygamberlerle müjdelerken, fırsatçılığı ise bereketi yok eden bir eylem olarak tanımlar. Ramazan’ı gerçek bir “fırsat” olarak göreceksek, bu sadece maddi kazanç fırsatı değil, ahiret kazancı fırsatı olmalıdır. Esnafın, Ramazan ayında fiyatları artırmak yerine; bu ayı “bereket ayı” kabul ederek indirim yapması, paylaşmayı teşvik etmesi gerçek Müslümanlık vakarının gereğidir. Unutulmamalıdır ki; mideden geçen haram lokma, tutulan orucun manevi huzurunu zedeler. Ramazan, başkasının mahrumiyeti üzerinden zenginleşme ayı değil, mahrumiyeti paylaşarak azaltma ayıdır. Doruk Gazetesi Ailesi olarak, tüm okuyucularımızın Ramazan ayının hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.
Ekleme Tarihi: 26 Şubat 2026 -Perşembe
Hüdayim GÜLER - Dostça

Ramazan: Mağfiret Ayı mı, Fırsatçılık Ayı mı?

On bir ayın sultanı Ramazan, müminler için ruhun arındığı, sofraların paylaşıldığı ve yardımlaşmanın zirve yaptığı mukaddes bir zamandır. Ancak son yıllarda bu mübarek ayın gelişiyle birlikte çarşı-pazarda yaşanan “Ramazan zammı” gerçeği, bu manevi iklimle derin bir tezat oluşturmaktadır.

Dinimizin “kolaylaştırın, zorlaştırmayın” düsturuna rağmen, temel gıdadan Ramazan’ın simgesi olan pideye kadar yapılan afaki zamlar, “Müslüman esnafın sorumluluğu nerede başlıyor?” sorusunu akıllara getirmektedir. İslam dini ticareti helal kılmış, ancak ticaretin ahlaki sınırlarını da çok net çizmiştir. Kur’an-ı Kerim’de haksız kazanç ve insanların çaresizliğinden faydalanmak şiddetle yasaklanmıştır.

Ramazan ayında talebin artmasını bahane ederek fiyatları iki katına çıkarmak, aslında ihtiyaç sahibinin rızkına el uzatmak ve malı “haksız yere” eksiltmektir. “Ölçtüğünüz zaman tam ölçün ve doğru teraziyle tartın. Bu hem hayırlıdır hem de neticesi bakımından daha güzeldir.” (İsrâ Suresi, 35. Ayet). Bu ayet sadece fiziksel teraziyle sınırlı değildir; piyasanın dengesini bozmak ve suni fiyat artışlarıyla adaleti sarsmak da bu kapsamda değerlendirilebilir.

“Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe eremezsiniz.” (Âl-i İmrân Suresi, 92. Ayet) emrine dayanır. İnsanlar infak etmeye çalışırken, elindeki ürünü fahiş fiyata satmak bu ayın ruhuyla taban tabana zıttır. Ramazan, bir “mağfiret ayı”dır; yani kulun Allah’tan bağışlanma dilediği, bunun karşılığında da yaratılana şefkatle yaklaştığı bir dönemdir.

Bir esnaf için gerçek kazanç, Ramazan ayında kar oranını artırmak değil; bir yoksulun sofrasına uygun fiyatla ürün ulaştırarak onun duasını almaktır. Pidenin, hurmanın ve sebzenin fiyatını “Ramazan geldi” diyerek katlamak, sadece ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda bir ahlak ve güven meselesidir. Dinimiz, dürüst tüccarı Peygamberlerle müjdelerken, fırsatçılığı ise bereketi yok eden bir eylem olarak tanımlar.

Ramazan’ı gerçek bir “fırsat” olarak göreceksek, bu sadece maddi kazanç fırsatı değil, ahiret kazancı fırsatı olmalıdır. Esnafın, Ramazan ayında fiyatları artırmak yerine; bu ayı “bereket ayı” kabul ederek indirim yapması, paylaşmayı teşvik etmesi gerçek Müslümanlık vakarının gereğidir.

Unutulmamalıdır ki; mideden geçen haram lokma, tutulan orucun manevi huzurunu zedeler. Ramazan, başkasının mahrumiyeti üzerinden zenginleşme ayı değil, mahrumiyeti paylaşarak azaltma ayıdır.

Doruk Gazetesi Ailesi olarak, tüm okuyucularımızın Ramazan ayının hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve dorukmedya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat bizim mekan