bizim mekan kurumsal web
Hüdayim GÜLER - Dostça
Köşe Yazarı
Hüdayim GÜLER - Dostça
 

1 MAYIS VE BANKA PROMOSYONU

Dünya genelinde işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak kutlanan 1 Mayıs, tarihsel süreçte çalışma saatlerinden sosyal haklara kadar pek çok kazanımın sembolü olmuştur. Ancak 2026 yılı Türkiye'sinde işçi hakları sadece fiziksel çalışma koşullarıyla sınırlı kalmamakta; dijitalleşen finans sistemi içerisinde "banka promosyonu" gibi modern hak gaspları da gündemin merkezine oturmaktadır. ​Banka promosyonu, işverenin işçi ücretlerini belirli bir banka üzerinden ödemeyi taahhüt etmesi karşılığında bankanın sunduğu nakdi bir avantajdır. Bankalar bu anlaşmayı, işçinin alın teri olan maaşın kendi sistemlerinde yaratacağı likidite ve işçiye satacakları kredi kartı, sigorta gibi yan ürünlerin kârı için yaparlar. Dolayısıyla promosyonun kaynağı bizzat işçinin maaşı ve bankadaki varlığıdır. İşçinin emeği üzerinden doğan bu ekonomik değerin, işçiyle hiçbir alakası olmayan bir "şirket geliri" gibi işveren kasasında kalması, hakkaniyet ilkesiyle taban tabana zıttır. ​Bugün gelinen noktada, kamu çalışanları 2010/17 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile promosyon haklarını yasal güvence altına almış durumdadır. Ancak özel sektör için tablo karanlıktır. ​Yargıtay Kararları, Mevcut içtihatlar, iş sözleşmesinde veya toplu iş sözleşmesinde aksine bir hüküm yoksa, promosyonun işverene ait olduğunu kabul etmektedir. ​Yasada açık bir hüküm bulunmadığı için işverenler, bankadan aldıkları milyonlarca liralık promosyonu "operasyonel gelir" adı altında işçiye yansıtmamaktadır. ​Özel sektör işverenlerinin insafına bırakılan bu durum, anayasal "eşitlik ilkesi"ne aykırıdır. Kamuda çalışan bir işçi promosyon alırken, yandaki fabrikada aynı işi yapan özel sektör işçisinin bu haktan mahrum bırakılması toplumsal adaleti zedelemektedir. ​Acilen çıkarılması gereken kanun düzenlemesi şu esasları içermelidir: ​Zorunlu Ödeme: İşverenlerin bankalarla yaptığı maaş protokollerinden elde edilen gelirlerin tamamının doğrudan işçilerin hesaplarına yatırılması yasal zorunluluk haline getirilmelidir. ​Denetim ve Ceza: Promosyon bedelini işçiye aktarmayan veya bu bedel üzerinden kesinti yapan işverenlere ağır idari para cezaları öngörülmelidir. ​Şeffaflık: İşveren, banka ile yaptığı protokolün detaylarını çalışanlarına ve sendikalara bildirmekle yükümlü olmalıdır. Emek, sadece bordrodaki rakamdan ibaret değildir. Emek, o rakamın bankada beklediği her saniye yarattığı değerin de sahibidir. İşverenlerin, işçinin sırtından banka ile pazarlık yapıp bu parayı "ek kazanç" olarak görmesi modern bir hak ihlalidir. ​Sonuç...; Bazı işverenler işçilerine banka promosyonu nu ödemekte, bazı işverenler ise ( çoğunluğu ) ödememektedir. Bu iyi polis, kötü polis durumundan en kısa sürede çıkılmalı tüm işçiler hakkı olan banka promosyonlarını almalıdır. 1 Mayıs 2026’da meydanlarda yankılanan sesler arasında "Promosyon Hakkımız, Söke Söke Alırız!" sloganı artık daha gür çıkmalıdır. Banka promosyonu bir hayırseverlik değil, çalışanın helal hakkıdır. TBMM çatısı altında bekleyen veya bekletilen yasal düzenlemeler bir an önce hayata geçirilmeli, işçinin hakkı olan, doğrudan işçinin cebine girmelidir. ​Unutulmamalıdır ki; işçinin hakkını korumayan bir ekonominin kalkınması mümkün değildir...
Ekleme Tarihi: 02 Mayıs 2026 -Cumartesi
Hüdayim GÜLER - Dostça

1 MAYIS VE BANKA PROMOSYONU

Dünya genelinde işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak kutlanan 1 Mayıs, tarihsel süreçte çalışma saatlerinden sosyal haklara kadar pek çok kazanımın sembolü olmuştur. Ancak 2026 yılı Türkiye'sinde işçi hakları sadece fiziksel çalışma koşullarıyla sınırlı kalmamakta; dijitalleşen finans sistemi içerisinde "banka promosyonu" gibi modern hak gaspları da gündemin merkezine oturmaktadır. ​Banka promosyonu, işverenin işçi ücretlerini belirli bir banka üzerinden ödemeyi taahhüt etmesi karşılığında bankanın sunduğu nakdi bir avantajdır. Bankalar bu anlaşmayı, işçinin alın teri olan maaşın kendi sistemlerinde yaratacağı likidite ve işçiye satacakları kredi kartı, sigorta gibi yan ürünlerin kârı için yaparlar. Dolayısıyla promosyonun kaynağı bizzat işçinin maaşı ve bankadaki varlığıdır. İşçinin emeği üzerinden doğan bu ekonomik değerin, işçiyle hiçbir alakası olmayan bir "şirket geliri" gibi işveren kasasında kalması, hakkaniyet ilkesiyle taban tabana zıttır. ​Bugün gelinen noktada, kamu çalışanları 2010/17 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile promosyon haklarını yasal güvence altına almış durumdadır. Ancak özel sektör için tablo karanlıktır. ​Yargıtay Kararları, Mevcut içtihatlar, iş sözleşmesinde veya toplu iş sözleşmesinde aksine bir hüküm yoksa, promosyonun işverene ait olduğunu kabul etmektedir. ​Yasada açık bir hüküm bulunmadığı için işverenler, bankadan aldıkları milyonlarca liralık promosyonu "operasyonel gelir" adı altında işçiye yansıtmamaktadır. ​Özel sektör işverenlerinin insafına bırakılan bu durum, anayasal "eşitlik ilkesi"ne aykırıdır. Kamuda çalışan bir işçi promosyon alırken, yandaki fabrikada aynı işi yapan özel sektör işçisinin bu haktan mahrum bırakılması toplumsal adaleti zedelemektedir. ​Acilen çıkarılması gereken kanun düzenlemesi şu esasları içermelidir: ​Zorunlu Ödeme: İşverenlerin bankalarla yaptığı maaş protokollerinden elde edilen gelirlerin tamamının doğrudan işçilerin hesaplarına yatırılması yasal zorunluluk haline getirilmelidir. ​Denetim ve Ceza: Promosyon bedelini işçiye aktarmayan veya bu bedel üzerinden kesinti yapan işverenlere ağır idari para cezaları öngörülmelidir. ​Şeffaflık: İşveren, banka ile yaptığı protokolün detaylarını çalışanlarına ve sendikalara bildirmekle yükümlü olmalıdır. Emek, sadece bordrodaki rakamdan ibaret değildir. Emek, o rakamın bankada beklediği her saniye yarattığı değerin de sahibidir. İşverenlerin, işçinin sırtından banka ile pazarlık yapıp bu parayı "ek kazanç" olarak görmesi modern bir hak ihlalidir. ​Sonuç...; Bazı işverenler işçilerine banka promosyonu nu ödemekte, bazı işverenler ise ( çoğunluğu ) ödememektedir. Bu iyi polis, kötü polis durumundan en kısa sürede çıkılmalı tüm işçiler hakkı olan banka promosyonlarını almalıdır. 1 Mayıs 2026’da meydanlarda yankılanan sesler arasında "Promosyon Hakkımız, Söke Söke Alırız!" sloganı artık daha gür çıkmalıdır. Banka promosyonu bir hayırseverlik değil, çalışanın helal hakkıdır. TBMM çatısı altında bekleyen veya bekletilen yasal düzenlemeler bir an önce hayata geçirilmeli, işçinin hakkı olan, doğrudan işçinin cebine girmelidir. ​Unutulmamalıdır ki; işçinin hakkını korumayan bir ekonominin kalkınması mümkün değildir...
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve dorukmedya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat