Yurtdışında çalışan Müslüman bir Türk vatandaşı, çalıştığı iş yerinden çıkarılır. Üstelik tazminatını da alamaz. Bu ani gelişmenin şokunu henüz atlatamayan vatandaş, mağduriyetini giderecek bir yol aramaktadır.
Bir gün bir kilisenin önünden geçerken aklına bir fikir gelir: “Kendi memleketimde olsam hocaya giderdim, burada da papaza derdimi anlatayım” diye düşünür. Kiliseye girer ve papazla konuşur. Yaşadıklarını anlatır. Papaz, duyduklarından çok etkilenir, adeta dehşete kapılır. Vatandaşa yardım etmek ister. Bir kâğıda birkaç kelime yazar, zarfa koyar ve vatandaşa verir:
— “Al, bunu patronuna götür.”
Vatandaş, ne olup bittiğini anlamasa da çaresizce papazın dediğini yapar. Patronuna zarfı verir. Patron, notun papazdan geldiğini görünce hemen okur. Yüz ifadesi değişir, çok rahatsız olur. Derhal talimat verir: Vatandaş işe geri alınacak, terfi ettirilecek ve maaşına zam yapılacaktır.
Vatandaş, yaşananlara anlam veremez ama mutludur. Bir süre sonra papazın yanına giderek teşekkür eder. Ardından merakla sorar:
— “Beni işe döndürmeyi sağlayan o kâğıtta ne yazıyordu?”
Papaz gülümseyerek cevap verir:
— “Ne zaman Müslüman oldun da kul hakkı yiyorsun?”
Sözün Özünden Çıkarılacak Ders
Eğer başka bir dinin görevlisi, Müslümanların kötü örnekleri üzerinden kendi inananlarını doğru yola sevk ediyorsa; kimse bana ‘Ben Müslümanım’ demesin.