Yeni Bir Takvim, Eski Bir Soru: Sahiden Değişecek miyiz?
Zamanın akışını rakamlarla bölmek, insanoğlunun en eski tesellilerinden biridir. Duvarımızdaki takvim son yaprağını dökmeye hazırlanırken içimizde tuhaf bir kıpırtı belirir: “Bu yıl her şey farklı olacak.”
Aslında biliyoruz; 31 Aralık gecesi saatler 00:00’ı gösterdiğinde dünya bir anda sihirli bir değnekle yıkanmayacak. Sorunlar yerli yerinde duracak, ekonomi bir gecede düzelmeyecek, kırgınlıklar sihirli bir tozla iyileşmeyecek. Ancak yeni yılın bize sunduğu asıl hediye, somut bir değişimden ziyade o muazzam “başlama güdüsü”dür.
Geçmişin Yükü, Geleceğin Vaadi…
Geride bıraktığımız yılı şövalye gibi göğüsleyenler de oldu, yorgunluktan dizlerinin üzerine çökenler de… Kayıplar yaşadık, bazen çok güldük ama en çok da “dayandık.” Modern dünya bizden sürekli bir hız ve başarı beklerken, aslında en büyük başarının insan kalabilmek olduğunu sık sık unuttuk.
Yeni bir yıl, sadece rakamların değişmesi değil; tozlanmış hayalleri raftan indirmek için verilmiş resmi bir izindir. Yarım kalan kitaplara başlamak, affedilemeyenleri affetmek ya da en önemlisi, kendimize biraz daha nazik davranmak için açılmış beyaz bir sayfadır.
Bazıları “Yeni yıldan hiçbir beklentim yok” diyerek bir nevi savunma mekanizması geliştirir. Oysa umut, safça bir iyimserlik değil; karanlıkta yolunu bulmanı sağlayan bir fenerdir. Zor zamanlardan geçerken birbirimize “Mutlu yıllar” dememiz, sadece bir nezaket gösterisi değil; “Hâlâ buradayız ve daha iyisini hak ediyoruz” demenin bir yoludur.
2026’ya (ya da önümüzdeki yıla) girerken cebimize koymamız gereken en değerli şey büyük idealler değil, küçük ama samimi niyetler olmalıdır aslında. Mesela:
- Daha çok dinlemek, daha az yargılamak.
- Ekranlara değil, birbirimizin gözlerine bakmak.
- Korkularımızın değil, merakımızın peşinden gitmek…
Sonuç olarak…
Yeni yılın size, sevdiklerinize ve bu yorgun dünyaya biraz sükûnet, bolca sağlık ve beklediğiniz o güzel haberi getirmesini dilerim. Takvimler değişsin ama içinizdeki o iyileşme arzusu hiç eksilmesin.
Mutlu, huzurlu ve en önemlisi “umut dolu” yıllar hepimizin olsun.
NİCE MUTLU YILLARA…