Yıllar önce bir davada tanık yazdırmışlar bu yüzden bir gün kendimi hâkim karşısında bulmuştum. Hayatımda ilk kez mahkeme salonuna giriyor, ilk kez “devlet” denen yüzle göz göze geliyordum. Bendeki stresi günler önce başladı. Hatta uyku düzenim dahi bozuldu. Kafamda değişik değişik sorular. Mübaşir adımı bağırarak okudu, nasıl gittiğimi bilmiyorum. Öyle bir heyecan ki; kalbim ağzımda, başım dönüyor, neredeyse bayılacağım…
Ne yapacağımı bilmeden ellerimi arkaya bağlamışım, hazır olda bekler gibi durdum. Kürsüdeki hâkimin bana söylediği ilk söz şu oldu: “Adam gibi dur, seni atarım!”
Şaşkına döndüm. Ne yaptım ki böyle bir azar işittim? Tek kelime etmemiştim, yanlış söz söylememiştim, kabalık etmişliğim yoktu. Kaldı ki be sadece tanıktım. Sadece korkuyla elim arkada bekliyordum. Sonradan öğrendim: Mahkemede hâkim karşısında eller yanda durulurmuş, asker gibi arkaya bağlanmazmış. Yani mesele duruş biçimi, devlete, adalete kürsüye gösterilen saygıymış.
O gün, bana sert gelen o uyarının ne kadar doğru olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Çünkü o kürsü sadece bir masa değildi; devletin iradesiydi, hukukun simgesiydi, adaletin ağırlığıydı. O salonun havasında bile bir ciddiyet, bir korku, bir saygı vardı.
Şimdi bakıyorum da; sanki sadece devir değil, insanların ahlakı, vicdan ve adalete – devlete olan saygısı da değişmiş. Bugünün mahkeme salonlarını siyasi şov alanına dönüşmüş durumda. Sanıklar yaptığı kanuna uygun olmayan hareketlerin ezikliği, yada bu hareketin izahı yerine hakimler ile dalga geçiyor, alaycı cevaplar veriyor. Hatta tehdide bile yeltenme cüretini gösteriyorlar. Alan aldı diyor veren verdim diyor. Üstelik bunları söyleyen kişiler birlikte yürüdükleri. Sanığa bu konuda soru sorulduğunda verdiği cevap çok manidar “Bu soruyu muhatap almıyorum” hem de 72 kez
Eskiden insan hâkimin yüzüne bakmaya çekinirdi, işlediği suçun ezikliğini gösterirdi; bugün hâkimin karşısında “rol kesen” sanıkları izliyoruz. Suç ağırlığı büyüdükçe ciddiyet artacağına, aksine arsızlık artmış gibi. Bir de davaların TV de naklen yayımlansın diyorlar. Siyasi şovlarını yaparken toplumun Kürsüye Saygı değerini de ortadan kaldırmak istiyorlar. Mahkemeleri itibarsızlaştırma çabası içindeler.
Ne dersiniz sevgili dostlar; Hakimler mi değişti, yoksa devir mi? Belki değişen sadece hâkimler değil; Toplumun adalete bakışı değişti. İnsan hakları diye bir kavram toplumda yanlış mı anlaşılıyor. Halbuki insan hakkı demek insanın hakkı anlamına gelmeli. İnsanlara karşı suç işleyen, devlete karşı suç işleyen, kamu varlıklarını kendi çıkarları için kullananlar gerçek insan mıdır diye düşünmüyor değilim.
Son tahlilde son zamanlarda saygı, korkuyla karıştırıldı. Artık insanlar suç işlemekten korkmamakta. Ayrıca toplumda özellikle sosyal medyada suçlu savunucuları ayyuka çıktı. Bu kadar ayan iddiaları sadece siyasi (?) savunması yapanlara inanlara ne demeli? Mevlana çok güzel söylemiş “Körler çarşısında ayna satma, sağırlar çarşında gazel atma” diye. O kadar komik paylaşımlar var ki insanın aklına bir davada geçen şu söz geliyor. “Hırsızın Hiç mi Suçu Yok Hakim Bey” Gidişat hiç de iyi değil zira adalet ciddi şekilde yara alıyor. Adaletin olmadığı ya da ciddiye alınmadığı bir yerde, ne suçun ağırlığı kalır, ne masumiyetin değeri, ne de devletin itibarı… Hepinize iyi haftalar…