Hepimizin varken kıymeti tam anlayamadığımız, her şey de olduğu gibi yokluğunda gerçek değeri anlaşılan bir kapı vardır. Bu kapı anne baba kapısıdır. Bu kapı anlayana bir hazine kapısıdır. Bu kapı her bireyin iki tarafında olacağı kapıdır.
O kapı için randevu alınmaz. “Geliyorum” demek gerekmez. Üstün başın, hâlin tavrın sorulmaz. O ev hep oradadır. Kapısı kilitli olsa bile sana her daim açıktır. Daha içeri adım atmadan mutfaktan gelen koku seni çocukluğuna götürür. Çocukluk yaşantıların gözünün önüne gelir.
Kapı açıldığında ayak sesi duyuldu mu, iki çift göz kapıya döner. Özlemle mutlukla sana bakarlar. O anki mutluklarını gözlerinden, yüzlerinin aldığı şekilden çok iyi anlayabilirsin. Artık o an dünyalar onların olmuştur ama sen bunu anne baba olduğunda fark edersin. Belki onlar seni hep özlemle beklemişlerdir. Sen onların hayat güvencesi, mutluluk vesilesi, huzur gerekçesisindir onlar için.
Orası, sanki hiç gitmemişsin gibi girilen tek yerdir. “Acıktın mı?” diye sorulmaz, tabak konur.
Ellerinde ne varsa ikramda yarışırlar. Sen gelirsin diye hazırlık yapmışlardır mutlaka. Yemezsen kızılmaz; “Bir şeyin mi var?” diye bakılır. Meraklanılır, endişelenir. Sessizliğin fark edilir, iki lafın bile kıymetlidir. Zira sen onların gözünde hala çocuksun Zaman orada senin için yavaş onlar içinse çok hızlı akar. Anne hâlâ sana bakarken tok musun diye düşünür. Baba güçlü durur, “Hoş geldin” der ama sesi bir tık incelir. Annenin sevgi belirtisi dıştan ve açıktır, babanınki ise içtendir on sen fark edemezsin.
Ve bir gün… Kimseye haber vermeden o ev artık ev olmaktan çıkar. Satıldığı için değil,
kapıyı açanlar kalmadığı için. Artık çok istesen de gidecek böyle ilahi bir kapın yoktur. Zaman geçtikçe o kapıya olan ihtiyacın ve özlemin daha da artar ama elden bir şey gelmez. Hele o kapının arkasına geçtiğinde keşkeler ayyuka çıkacaktır.
O yüzden, hâlâ varken… Git. sarıl, otur, çay iç, birlikte yemek ye. Gül. hem onları mutlu et hem de ileride yaşayamayacağın güzel anları yaşa, o anların mutluluğunun tadını çıkar.
Çünkü anne baba evi baki değil. Benim artık o evim yok. Bazı günler o kapıyı bir kez daha açabilmek için her şeyi verirdim. İçeride onları, “Geç kaldın” der gibi bakarken görmek için… Onlara sarılmak için… onların o güzel kokularını duymak için…onlarla vakit geçirmek için..
Eğer hâlâ o kapı açıksa, gereksiz alışkanlık sanma. Angarya olarak görme. İhmal etme. Hemen o eve git. Hepinize iyi haftalar….