bizim mekan kurumsal web
Muttalip KORKMAZ - Bana Göre
Köşe Yazarı
Muttalip KORKMAZ - Bana Göre
 

Bir Garip Savaş

"Dostum... 600 bin evsizin bu gece sokakta uyuduğu bir ülkeyi yönetiyorsun. Yetişkinlerin yüzde 40'ı, 400 dolarlık acil bir masrafı borç almadan karşılayamıyor. İnsülin, araba taksidinden pahalı. İnsanlar hayatta kalmak için doz kısmak zorunda kalıyor. Kadınlar, kürtaj yasalarından korkulduğu için müdahale edilmeyen hastanelerin otoparklarında hayatını kaybediyor. Dünyada en fazla insanı hapseden ülkesin. 2 milyon insan parmaklıklar ardında. Üstelik bunların büyük kısmı henüz suçlu bile değil, sadece kefalet ödeyecek kadar paraları yok. Ülkende yaşam süresi düşüyor. Gelişmiş ülkeler arasında bu tabloyu yaşayan tek ülkesin. Çocuklar okulda matematikle İngilizce arasında 'aktif saldırganlık' tatbikatı yapıyor. Sen ise silah üreticilerini zengin ediyorsun. Asgari ücret 15 yıldır yerinde sayıyor. Öğretmenler iki işte çalışıyor, gaziler sokakta yaşıyor. Ama sen, sana saldırmamış bir ülkeye karşı savaşlara trilyonlar harcıyorsun. Sonra çıkıp Grönland'a 'Kötü yönetiliyor' diyorsun. Grönland'da evrensel sağlık sistemi var. Eğitim ücretsiz. Hapis oranı düşük. Kimse hasta diye iflas etmiyor. 'NATO bizim için yoktu' diyorsun... Ne zaman? 11 Eylül'de mi? Çünkü NATO tarihinde ilk ve tek kez 5'inci maddeyi senin için devreye soktu. Onlarca ülke asker gönderdi, savaştı, öldü. Avustralya, NATO'da bile değildi. Ama yine de geldik. 20 yıl boyunca. Ve sen, kimseye haber vermeden, sabaha karşı çekildin. Herkesi kaosun içinde bıraktın. O yüzden belki de başkalarını eleştirmeden önce kendi ülkene bir bakmalısın. Çünkü bu tabloda kötü yönetilen tek şey başkaları değil." Yeraltında yaşamaya hazır mısınız? Son savaşın bize verdiği mesajlardan biri de "yeraltında yaşamaya hazırlıklı olmamız" gerçeği. Yeryüzü ve gökyüzü her zamankinden daha tehlikeli bir hale büründü. Tel Aviv'de millet başını sığınaklardan dışarı çıkaramadı. İran rejimi savaşı tünellerden yönetti. Bu bağlamda; geçen yıl 81 ilimizin valiliğine iletilen "acil toplu sığınak yapımı" tebliğinin ne kadar önemli ve ivedi olduğu gerçeği de ortaya çıkmış oldu. Bu arada askeri, ekonomik ve stratejik tesislerimizin de bir an önce yeraltına taşınması ve başta sığınak delici bombalar olmak üzere her türlü tehlikeye karşı korunaklı hale getirilmesi şart. Özetle; yer altında uzun süre yaşamaya hazırlıklı olmalıyız. Bu bir paranoya değil, yeni dünyanın şimdilik telaffuz edilmeyen gerçeği. Öfkeli değil üzgünüz Araştırmalar, toplumun düşündüğünün aksine dünyanın giderek daha "öfkeli" değil, daha ziyade "kaygılı ve üzgün" hale geldiğini gösteriyor. Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt'un sıra dışı saptamalarına kulak vermekte fayda var:   "113 ülkede 1,5 milyondan fazla kişiyle yapılan analizler, son yıllarda duygusal sıkıntının arttığını ancak öfke seviyelerinde anlamlı bir değişim olmadığını ortaya koyuyor. Asıl sorun; öfkenin varlığı değil, nasıl ifade edildiği. Öfkenin insani ve evrensel nitelikte temel bir duygu olduğunu unutmamamız lazım. Öfkeyi sağlıklı bir şekilde kontrol altına almak ise mümkündür." Gaf kürsüsü SZC TV'de İBB davasının sembol isimlerinden olan Iraz Bayrak'tan söz edilirken ekrana yanlışlıkla Meltem Gökhanoğlu'nun fotoğrafı getirildi. Zap'tiye İran, ABD, İsrail, Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere, Hürmüz Boğazı üzerinde hak iddia ediyor. Tam 7 Kocalı Hürmüz... Bir savaş düşün üç ülke savaşıyor. Savaşı başlatanların amaçları farklı, hatta bazılarının amacı bile belli değil. Düşmüş bir insanlık düşmanın peşine iktidar korkusu, rezil olma kabusu ile ne yaptığından bi haber…  Kendini savunan taraf ise canla başla mücadele ediyor ama imkansızlıkları, öncesinde yaptığı hatalar nedeniyle sürekli kan kaybediyor. Bir savaş düşünün; savaşın her safhasında tüm taraflar zafer narası atıyor. Ama gerçekler tam tersini söylüyor: Cümlelerindeki kelimelerde bile çelişkileri olan ABD başkanı “Daha iyi İktidar Getireceğiz” diye fetva veriyor mevcut iktidar üst düzeyini öldürüyor ancak  yerine çok daha "şahin" bir karaktere sahip oğul Hamaney iktidara geliyor. İç karışıklıklarla sallamak amacıyla yapılan tüm işlemler sonunda rejim, savaş sayesinde güçlendi, İran halkı tek yumruk oldu. Savaştan önce açık olan Hürmüz Boğazı kapandı. Trump durup dururken dünya ekonomisini dar boğaza soktu. Bu dar boğazdan çıkarmak için battıkça bakıyor tüm dünyada itibar kaybediyor.   Diğer taraftan İsrail çok övündüğü çelik kubbe delindi, halkını  yer altında yaşamaya mahkum etti, elindeki katliam malzemeleri tükendi, dünyadaki destekleri taban yaptı ateşkes görüşmelerine bile çağırılmayarak dışlandı hala zafer kazandığı iddiasında İran ise en az 15-20 yıl geriye gitti, binlerce insanı katledildi, ekonomik olarak dibe vurdu, satmakta olduğu en önemli ekonomik değeri petrolü satamaz hale geldi hale zafer kazandığını söyleyerek kuyruğunu dik tutmaya çalışıyor. Ne uğruna Nükleer silah çalışmaları… Halbuki haddini bilseydi krizi önceden iyi yönetebilseydi komşuları ile iyi geçinseydi tüm bunlar başına gelimiydi diye düşünmeli.. “Savaşın Kazanını olmaz” gerçeğinin tam olarak ortaya çıktığı durum. Bu garip savaş aynı zamanda dünyada da birçok konuyu su yüzüne çıkardı, değişik ihtiyaçları, arayışları gündeme getirdi. İşte bunun en belirgin örnekleri; NATO "kağıttan kaplan" ilan edildi. Gücü ve etkisi tartışmaya açıldı  Vurulamaz denilen F35 uçağı düştü, "kale" denilen uçak gemisi alevler içinde bölgeden kaçtı, ünlü Demir Kubbe "Delik Kubbe" haline geldi.  Kendilerini ABD şemsiyesi altında sanan küçük Körfez ülkeleri vuruldukça, ABD'ye güvenlerini yitirdiler. Bunlardan milyarlarca dolar alan Amerikalıların bu bölgedeki üsleri sorgulanır hale geldi, alternatif ittifak arayışları ortaya çıktı  Japonya bile Körfez'den Yuan ödeyerek geçmeye başladı. Çin tankeri ABD ablukasını hiçe sayarak yoluna devam ederek ABD ye meydan okudu aynı zamanda Doları büyük değer ve prestij kaybetti.  ABD'nin yitirdiği itibar ile beraber Trump bir daha seçilme şansını kendi eliyle yok etti.  Ve nihayet, kabul edilemez şartlar öne sürünce, yeni bir beceriksizlikle Pakistan'daki barış masasını devirdi. Şimdi tekrar kurma çalışmaları içindeler.. Görünen o ki, ava gidenler avlanmak üzere. Zira hem ABD'de hem de İsrail'de halk, otoriteye karşı isyan başlattı. Amerikalılar "Saçma savaşa hayır! Defol Trump, hemen şimdi" diye bağırıyorlar. Telviv sokaklarında da durum farklı değil. Halk, savaştan korkmuş, yılmış, yorulmuş. Siren sesleri arasında sığınaklarda sabahlamak İsraillileri isyanın eşiğine getirmiş.Yani savaş biter bitmez Trump da, Netanyahu da yolcu. Hatta Netanyahu nun yolcuğu aynı zamanda hakim karşısına olacak…
Ekleme Tarihi: 20 Nisan 2026 -Pazartesi
Muttalip KORKMAZ - Bana Göre

Bir Garip Savaş

"Dostum... 600 bin evsizin bu gece sokakta uyuduğu bir ülkeyi yönetiyorsun. Yetişkinlerin yüzde 40'ı, 400 dolarlık acil bir masrafı borç almadan karşılayamıyor. İnsülin, araba taksidinden pahalı. İnsanlar hayatta kalmak için doz kısmak zorunda kalıyor. Kadınlar, kürtaj yasalarından korkulduğu için müdahale edilmeyen hastanelerin otoparklarında hayatını kaybediyor. Dünyada en fazla insanı hapseden ülkesin. 2 milyon insan parmaklıklar ardında. Üstelik bunların büyük kısmı henüz suçlu bile değil, sadece kefalet ödeyecek kadar paraları yok. Ülkende yaşam süresi düşüyor. Gelişmiş ülkeler arasında bu tabloyu yaşayan tek ülkesin. Çocuklar okulda matematikle İngilizce arasında 'aktif saldırganlık' tatbikatı yapıyor. Sen ise silah üreticilerini zengin ediyorsun.

Asgari ücret 15 yıldır yerinde sayıyor. Öğretmenler iki işte çalışıyor, gaziler sokakta yaşıyor. Ama sen, sana saldırmamış bir ülkeye karşı savaşlara trilyonlar harcıyorsun. Sonra çıkıp Grönland'a 'Kötü yönetiliyor' diyorsun. Grönland'da evrensel sağlık sistemi var. Eğitim ücretsiz. Hapis oranı düşük. Kimse hasta diye iflas etmiyor.
'NATO bizim için yoktu' diyorsun... Ne zaman? 11 Eylül'de mi? Çünkü NATO tarihinde ilk ve tek kez 5'inci maddeyi senin için devreye soktu. Onlarca ülke asker gönderdi, savaştı, öldü. Avustralya, NATO'da bile değildi. Ama yine de geldik. 20 yıl boyunca. Ve sen, kimseye haber vermeden, sabaha karşı çekildin. Herkesi kaosun içinde bıraktın. O yüzden belki de başkalarını eleştirmeden önce kendi ülkene bir bakmalısın. Çünkü bu tabloda kötü yönetilen tek şey başkaları değil."


Yeraltında yaşamaya hazır mısınız?
Son savaşın bize verdiği mesajlardan biri de "yeraltında yaşamaya hazırlıklı olmamız" gerçeği.
Yeryüzü ve gökyüzü her zamankinden daha tehlikeli bir hale büründü. Tel Aviv'de millet başını sığınaklardan dışarı çıkaramadı. İran rejimi savaşı tünellerden yönetti. Bu bağlamda; geçen yıl 81 ilimizin valiliğine iletilen "acil toplu sığınak yapımı" tebliğinin ne kadar önemli ve ivedi olduğu gerçeği de ortaya çıkmış oldu.

Bu arada askeri, ekonomik ve stratejik tesislerimizin de bir an önce yeraltına taşınması ve başta sığınak delici bombalar olmak üzere her türlü tehlikeye karşı korunaklı hale getirilmesi şart.
Özetle; yer altında uzun süre yaşamaya hazırlıklı olmalıyız. Bu bir paranoya değil, yeni dünyanın şimdilik telaffuz edilmeyen gerçeği.


Öfkeli değil üzgünüz
Araştırmalar, toplumun düşündüğünün aksine dünyanın giderek daha "öfkeli" değil, daha ziyade "kaygılı ve üzgün" hale geldiğini gösteriyor. Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt'un sıra dışı saptamalarına kulak vermekte fayda var:

 

"113 ülkede 1,5 milyondan fazla kişiyle yapılan analizler, son yıllarda duygusal sıkıntının arttığını ancak öfke seviyelerinde anlamlı bir değişim olmadığını ortaya koyuyor. Asıl sorun; öfkenin varlığı değil, nasıl ifade edildiği. Öfkenin insani ve evrensel nitelikte temel bir duygu olduğunu unutmamamız lazım. Öfkeyi sağlıklı bir şekilde kontrol altına almak ise mümkündür."


Gaf kürsüsü
SZC TV'de İBB davasının sembol isimlerinden olan Iraz Bayrak'tan söz edilirken ekrana yanlışlıkla Meltem Gökhanoğlu'nun fotoğrafı getirildi.

Zap'tiye
İran, ABD, İsrail, Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere, Hürmüz Boğazı üzerinde hak iddia ediyor. Tam 7 Kocalı Hürmüz...

Bir savaş düşün üç ülke savaşıyor. Savaşı başlatanların amaçları farklı, hatta bazılarının amacı bile belli değil. Düşmüş bir insanlık düşmanın peşine iktidar korkusu, rezil olma kabusu ile ne yaptığından bi haber… 

Kendini savunan taraf ise canla başla mücadele ediyor ama imkansızlıkları, öncesinde yaptığı hatalar nedeniyle sürekli kan kaybediyor.

Bir savaş düşünün; savaşın her safhasında tüm taraflar zafer narası atıyor. Ama gerçekler tam tersini söylüyor: Cümlelerindeki kelimelerde bile çelişkileri olan ABD başkanı “Daha iyi İktidar Getireceğiz” diye fetva veriyor mevcut iktidar üst düzeyini öldürüyor ancak  yerine çok daha "şahin" bir karaktere sahip oğul Hamaney iktidara geliyor. İç karışıklıklarla sallamak amacıyla yapılan tüm işlemler sonunda rejim, savaş sayesinde güçlendi, İran halkı tek yumruk oldu. Savaştan önce açık olan Hürmüz Boğazı kapandı. Trump durup dururken dünya ekonomisini dar boğaza soktu. Bu dar boğazdan çıkarmak için battıkça bakıyor tüm dünyada itibar kaybediyor.

 

Diğer taraftan İsrail çok övündüğü çelik kubbe delindi, halkını  yer altında yaşamaya mahkum etti, elindeki katliam malzemeleri tükendi, dünyadaki destekleri taban yaptı ateşkes görüşmelerine bile çağırılmayarak dışlandı hala zafer kazandığı iddiasında

İran ise en az 15-20 yıl geriye gitti, binlerce insanı katledildi, ekonomik olarak dibe vurdu, satmakta olduğu en önemli ekonomik değeri petrolü satamaz hale geldi hale zafer kazandığını söyleyerek kuyruğunu dik tutmaya çalışıyor. Ne uğruna Nükleer silah çalışmaları… Halbuki haddini bilseydi krizi önceden iyi yönetebilseydi komşuları ile iyi geçinseydi tüm bunlar başına gelimiydi diye düşünmeli..

“Savaşın Kazanını olmaz” gerçeğinin tam olarak ortaya çıktığı durum.

Bu garip savaş aynı zamanda dünyada da birçok konuyu su yüzüne çıkardı, değişik ihtiyaçları, arayışları gündeme getirdi. İşte bunun en belirgin örnekleri;

  • NATO "kağıttan kaplan" ilan edildi. Gücü ve etkisi tartışmaya açıldı
  •  Vurulamaz denilen F35 uçağı düştü, "kale" denilen uçak gemisi alevler içinde bölgeden kaçtı, ünlü Demir Kubbe "Delik Kubbe" haline geldi.
  •  Kendilerini ABD şemsiyesi altında sanan küçük Körfez ülkeleri vuruldukça, ABD'ye güvenlerini yitirdiler. Bunlardan milyarlarca dolar alan Amerikalıların bu bölgedeki üsleri sorgulanır hale geldi, alternatif ittifak arayışları ortaya çıktı
  •  Japonya bile Körfez'den Yuan ödeyerek geçmeye başladı. Çin tankeri ABD ablukasını hiçe sayarak yoluna devam ederek ABD ye meydan okudu aynı zamanda Doları büyük değer ve prestij kaybetti.
  •  ABD'nin yitirdiği itibar ile beraber Trump bir daha seçilme şansını kendi eliyle yok etti.
  •  Ve nihayet, kabul edilemez şartlar öne sürünce, yeni bir beceriksizlikle Pakistan'daki barış masasını devirdi. Şimdi tekrar kurma çalışmaları içindeler..

Görünen o ki, ava gidenler avlanmak üzere. Zira hem ABD'de hem de İsrail'de halk, otoriteye karşı isyan başlattı. Amerikalılar "Saçma savaşa hayır! Defol Trump, hemen şimdi" diye bağırıyorlar. Telviv sokaklarında da durum farklı değil. Halk, savaştan korkmuş, yılmış, yorulmuş. Siren sesleri arasında sığınaklarda sabahlamak İsraillileri isyanın eşiğine getirmiş.Yani savaş biter bitmez Trump da, Netanyahu da yolcu.
Hatta Netanyahu nun yolcuğu aynı zamanda hakim karşısına olacak…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve dorukmedya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat