Kuruluşun ve kurtuluşun şehrinden kurtuluşun ateşinin yakıldığı yerden bir günlük sayfasını paylaşıyorum zaferin tüm kahramanlarının anısına;
Bugün 26 Ağustos...
25 Ağustos, o mübarek tek yürek koca Türk ordusunun sessiz şafak yürüyüşünü yapıp dağlardan Afyon dağlarında hücum emri bekler. Gece sabaha kavuştuğunda, ayaza kesti Dumlupınar Çalköy ovası. Alacakaranlıkta dağlar, gözlerde belirirken ovada çıt çıkmıyordu.
37687 mübarek atın üstündeki süvarilerimiz, ölüme dörtnala koşacak can yoldaşlarının yelelerini okşuyor, sessizce dualar ve kuranı kerim okuyorlardı.
131.409 yaya askerimiz, yere çömelmiş, biraz sonra kopacak kıyamette mutlak zafere ulaşmak için koşacakları yüzlerce kilometreyi düşünmeden kararlı dudaklarda dua, sessizce gelecek emri bekliyorlardı...
8658 subay birliklerinin başlarında, elleri kılıçlarının kabzasında, biraz sonra hücum diye bağırdıklarında ölüme arkalarından uçarcasına koşacak askerlerinin başında “zafere kadar ölüm” emrini bekliyorlardı.
Türk toplarının batıya, ufka çevrilen namluları buz kesmişti zafer alevinden önce. Afyon ovasında bir dev sessizce nefes alıyordu. Tek duyulan karıncaların sabah telaşının sesiydi.
Ova da çıt çıkmıyordu. Tüm birliklerin inandıkları, yardım için dua ettiği Rab’lerinin onların yanlarında olduğuna inançları tamdı.
Saat 04.45
"Hakkınızı helal ediniz" dedi mavi gözlü dev Mustafa Kemal, çok kısık sesle süvarilerin komutanı zaferin kahramanlarından Fahrettin Altay'a. Kulaktan kulağa 200.000 kişiye sessizce ve saniyeler içinde ulaştı ve cevabı aynı hızda kulaktan kulağa geri döndü "Helal Olsun!"
Beyaz at ve süvarisi, koca ordunun iki adım önüne çıktı. Tüm ova ayağa kalktı, metal sesleri, at kişnemelerine karıştı ova nefesini bırakmıştı. Beyaz atın süvarisi önünden geçen birlikleri selamlayarak izledi. Eyerde dikildi, kılıcını kınından çıkarttı, "ORDULAR İLK HEDEFİNİZ AKDENİZDİR İLERİ..!" sesi ovayı kapladı.
Mavi gözlü dev Başkomutan Mustafa Kemal, “YA İSTİKLAL YA ÖLÜM..!” demişti.
Tıpkı aynı tarihlerde Türklere ana dolunun kapısının açıldığı Malazgirt’te olduğu gibi. Tıpkı Sultan Alpaslan’ının “ Bu saatten itibaren size emredici bir hükümdar değilim. Sıradan bir askerim ve burada savaşmaya mecbur olduğumuz olayla karşı karşıyayız. Size emretmiyorum, isteyen benimle savaşır, istemeyen gider’ diye ordusunu çok iyi motive ettiği gibi. Fatihin İstanbul fethinde atını denize sürdüğü gibi..
Ova şaha kalktı, Süvariler yalın kılıç atıldılar, nihai hedef izmir'di. Ovadan yükselen toz,
süngüleri alacakaranlığı delen binlerin ölümsüzlüğü idi.
Bugün 26 Ağustos,
Büyük taarruzun başladığı Cumhuriyetin temellerinin atıldığı gün. 14 gün süren amansız mücadelenin başladığı, yok olmayla, var olmanın bıçak sırtında olduğu gün, bugün.
Bizler, buruk dönerken yanık tenler ve tatlı yorgunlukla Akdeniz ve Ege’den konvoylarla,
Tam da geçtiğimiz yerlerde yer gökle birleşmiş, “YA İSTİKLAL YA ÖLÜM“ deniyordu.
O gün, o kavurucu sıcak altında, vatanı, milleti, namusu, istiklali uğrunda can pahasına, kan pahasına zafere koşan on binleri bir an düşünün yeter.
O büyük Zaferi kazanıp ebediyete kavuşan Başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve tüm mübarek şehitlerimize dua ile, rahmet ve minnetle anıyoruz. Anadolu’nun kapılarının açıldığı Malazgirt zaferi ile Cumhuriyet'in temellerinin atıldığı Anadolu’nun tekrar vatanımız yapıldığı büyük Dumlupınar Türk Zaferi kutlu olsun. Hepinize İyi Haftalar…