Yapılacak seçimler erken mi, öne alınmış mı, zamanında mı yapılacak; bunu bugünden tam tarih olarak kestirmek, gerek iç gerekse dış gelişmelere bağlı olarak mümkün görünmüyor.
Ancak görünen bir gerçek var ki Mayıs 2026 anket sonuçlarına göre, ana muhalefet şapkasını önüne alıp kendi seçmeninin bile %60 oranında Türkiye’nin sorunlarına çözüm üretemeyeceğine dair görüş bildirmektedir.
Kararsız seçmende muhalefetin sorunlara çözüm olmayacağına dair görüş bildirenlerin oranı ise %70’tir.
25’inci yılına girecek olan iktidar, bunca yıldır yaşanan olaylar, durumlar, ekonomik iniş çıkışlar, enflasyon, asayiş, dışarıdan müdahale vs. vs. vs.’ye rağmen hâlâ en az %30 oranına sahipse, hiç kusura bakmasınlar ama bunun nedenleri yalnız milletin iktidara güvenmesi değil, ana muhalefete olan güvensizliğidir.
Yerel seçimlerde muhalefet ve bir kısım iktidar seçmeninin sandığa gitmemesi, iktidara belli ölçüde tepki gösteren ve kerhen de olsa verdiği tepki oylarıyla aldığı belediyelerin %99’unda muhalefetin iktidarı eleştirdiği hangi konular varsa, aldığı belediyelerde bu eleştirilerin katbekat fazlasını yaptığı herkesin malumu olmuştur.
Şöyle ki; liyakatsiz eş dost kayırması ile kadrosuz, plansız, programsız, elle tutulur gözle görülür, doğru düzgün bir hizmet, yatırım, yenilik veya belediye hizmetlerinde elde edilen bir başarı ile yerelden genele yönelik bir umut olmadığı gibi, yereldeki bu basiretsiz, liyakatsiz, devletten ve kamu yönetiminden bihaber yerel yöneticilerin elindeki belediyeler, seçimde oy veren kendi partili vatandaşlarına bile illallah dedirtmiştir.
En temel belediye hizmetlerinin bile bir türlü becerilemediği, yapılan temel hizmetlerin de sanki lütufmuş gibi gösterilip sosyal medyada anlamsız, komik ve basit paylaşımlarla dalga konusu hâline geldiği görülmüştür.
Aday belirleme sürecinde kazanacaklarına dair kendilerinin de umudu olmadığı için hasbelkader bir aday çıkarıp çoğu yerde çok az farkla bir kez verilen ve bir daha verilmeyecek emanet oylarla seçimi bir dönemlik kazanmış olan kimi yerel yöneticiler, kerameti kendinde görerek bir kamu kurumu olan belediyeleri adeta dingonun ahırına çevirmiştir.
Hiçbir kurum deneyimi olmayan, kamu yönetiminden, personel psikolojisinden, idaresinden zerre anlamayan; ulufe gibi verilen bu yetkileri akıl almaz biçimde intikam ve partizanlık, mezhepçilik ve düşmanlıkla kullanarak personele eziyet çektiren, her gün işten çıkarılma endişesiyle personeli zihnen ve ruhen çökerten, aidiyet duygusu ve kurum kültürünü yerin dibine batıran bir anlayışla liyakatli kadroları dağıtan bu yönetim anlayışı elbette halkta karşılık bulmayacağı gibi, belediyelerdeki bu beceriksizliğin ülke yönetmeye aday kadronun eline yetki geçmesi halinde nasıl bir faciaya yol açacağı da muhakkaktır.
Rüşvet, hatır gönül, irtikap, liyakatsizlik, aşağılık kompleksi, yetersizlik, beceriksizlik, programsızlık, kadrosuzluk; belediyelerde evli-bekâr fark etmeksizin kadın personellerle gayriahlaki ilişkiler yaşayan, adı artık bilinen kişilerin görevde tutulması ve korunması, muhalefet belediyelerinde maalesef çoğunluktadır.
Ancak unutulmasın ki devlet sabreder, sabreder; günü geldiğinde kimseye acımaz. O gün geldiğinde devlet bir anda gereğini yapar. Ondan sonra siz satışları, itirafları seyredin.
Vatandaş çok aklıselim, çok iyi gözlemci, çok iyi bir analisttir. Belediyeleri yönetemeyen basiretsizlere devleti yönettirme hatasını yapmaz. Bugün var olan ana muhalefetin milletvekilleri de belediyelerindeki bu beceriksizlikler ve art niyetli liyakatsiz yerel yöneticiler nedeniyle ilk seçimde bulundukları illerden milletvekili seçilemeyecektir.
25 yıla merdiven dayayan ve bunca yaşanan her şeye rağmen iktidar hâlâ kaya gibi sağlamsa ve ana muhalefet halkta hâlâ bir umut olamıyorsa, muhalefetin oturup düşünmesi tavsiye olunur. Ama düşünecekleri yerde hâlâ basit, saçma, küçük hesaplarla, personelle ve hayatlarla oynamaya; zerre hizmet düşünmeden günü geçirmenin derdiyle basiretsizliklerine mazeret üretmeye; personel istihbaratı ile gammazlık yaptırarak çalışma arkadaşlarını satmaları karşılığı makam veya rahat çalışma ortamı vaat etmeye devam edeceklerdir.
Tüm bu girdap ve kaos içinde dini, manevi birlik günlerimizin en önemlilerinden biri olan Kurban Bayramımız mübarek olsun. Sağlıkla, huzurla yaşanacak nice bayramlara erişmek dileğiyle.
Saygılarımla...