bizim mekan kurumsal web
Savaş CANSEVDİ - Hedef
Köşe Yazarı
Savaş CANSEVDİ - Hedef
 

Cinnet Hali

Coğrafya gerçekten kader midir, tartışılır. Ama yaşadığımız dönemin insanlarının insani değerlerden uzak; hak yemeyi ayrıcalık, sıra beklemeden kaynak yaparak öne geçmeyi uyanıklık, birinin yakını olduğu için liyakatsiz ve utanmazca işe girmeyi marifet saydığı; her şeyin olunduğu ama rezil olunmadığı bir dönemin ortasında yaşadığımız apaçık bir kaderdir. Büyük çoğunluğun maalesef bu zihniyette olduğu, aşağılık bir dönemin ortasında yaşadığımız gerçeği inkâr edilemez. Nezaketin acziyet, teşekkür etmenin zaafiyet, özür dilemenin zayıflık olarak görüldüğü; emsali görülmemiş bir kalitesizlik içinde çırpındıkça batan, battıkça çırpınan bir vaziyetteyiz. İkili ilişkilerden iş ilişkilerine, resmi işlerden eş dost diyaloglarına kadar haset, fesat, dedikodu, fitne, iftira, yalan, çekememezlik… Kimsenin kimsenin iyi olmasını istemediği ve bu kepazeliklerin nerede durup nasıl düzeleceğinin de belli olmadığı bir girdabın içinde yaşıyoruz. Duruma bakıldığında kimsenin kimseyi yargılamaya, bahane bulmaya hakkı yok! Neden mi? Çünkü bu millet bu. Evet, bu millet maalesef ki bu! İstisnasız çok büyük ölçüde kendi çapında böyle. Hangi eğitim seviyesi, hangi gelir düzeyi, hangi yaşam standardında olursa olsun, bu toplumun maalesef %95’i böyle. Herkes kendi çapına göre hak yiyerek, usulsüzlük yaparak, kural tanımayarak, kendi ölçeğinde kurnazlık yaptığını sandığı için; bunların hepsi bir araya geldiğinde toplumun tamamı bir rezillik bütünü olarak ortaya çıkıyor. İşte bu toplumda anne babaların her bir çocuğu “ultra hiper muhteşem ötesi zeki, her biri prens, her biri prenses”… Nasıl çürüklerse, en küçük bir uyarı, telkin veya eleştiri duyduklarında hemen psikolojileri bozulup travma yaşıyorlar. “Aman psikolojileri bozulmasın, biz yaşamadık onlar yaşasın, benim çocuğum en iyisine layık” diye diye; ne saygı, ne değer, ne maneviyat, ne vicdan sahibi olmayan; duygusuz, duyarsız, maddiyatçı, samimiyetsiz, sanal dünyanın esiri olmuş bir nesil yetişti. Bunun en büyük sebebi bilgisiz, ilgisiz, değerleri bilmeyen, yetersiz, züppe, cahil, okumuş cahil, hanzo, insan görünümündeki anne babalardır. Sen çocuğuna en başta evinde terbiye vermezsen, okulda öğretmen, askeriyede komutan bunun terbiyesini veremez. Verilmeyen terbiye, öğretilmeyen vicdan bilincinden yoksun “çocuk” denilen zorba, serseri, lüzumsuz ve sevimsiz insanımsı yaratıklar; işte bu şımarıklık sonucu anne babalarının bürokratik, politik ve mali nüfuslarının şımarıklığı, ahlaksızlığı ile önce akran zorbalığına, en sonunda da takipsiz, denetimsiz ve özgüvenli yetişme adı altındaki sonsuz şımarıklık ve ahlaksızlıklarına ses çıkarılmadığı için; oynadıkları “oyun” adı altındaki “psikopat dijitalliğin” etkisiyle, en sonunda evdeki silahı alıp bir yerlerden silah bulup acıma, vicdan, insanlık duygusu olmadan okullardaki öğrencileri taramaya ve katliam yapmaya başladı. Özellikle ilk ve orta öğretim çağındaki bu tiplerin işlediği suçlarda “suçun şahsiliği” kavramını geçin artık. Madem “veli” sıfatında olan ama bunu beceremeyen anne babalar var, o zaman terbiye, ahlak, vicdan ve bilinç veremediğiniz aşağılık çocuklarınızın işlediği suçların cezasını da çekmekle mükellefsiniz. Bu tür anne babalar memur ise memuriyetten çıkartılacak, çalışıyorsa işten atılacak; esnaf ise dükkanına ve mal varlıklarına devlet tarafından el konularak cezaevine gönderilip, malı mülkü müsadere edilecektir. Başka türlü bu kötülük durmayacaktır. Bu duygularla dünyada bir tek çocuklara armağan edilmiş olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı bu yaşadığımız olağanüstü üzüntülü durum nedeniyle buruk olarak kutluyoruz… Artık ne yüzle kutlanacaksa. Saygılarımla.
Ekleme Tarihi: 20 Nisan 2026 -Pazartesi
Savaş CANSEVDİ - Hedef

Cinnet Hali

Coğrafya gerçekten kader midir, tartışılır. Ama yaşadığımız dönemin insanlarının insani değerlerden uzak; hak yemeyi ayrıcalık, sıra beklemeden kaynak yaparak öne geçmeyi uyanıklık, birinin yakını olduğu için liyakatsiz ve utanmazca işe girmeyi marifet saydığı; her şeyin olunduğu ama rezil olunmadığı bir dönemin ortasında yaşadığımız apaçık bir kaderdir. Büyük çoğunluğun maalesef bu zihniyette olduğu, aşağılık bir dönemin ortasında yaşadığımız gerçeği inkâr edilemez.

Nezaketin acziyet, teşekkür etmenin zaafiyet, özür dilemenin zayıflık olarak görüldüğü; emsali görülmemiş bir kalitesizlik içinde çırpındıkça batan, battıkça çırpınan bir vaziyetteyiz.

İkili ilişkilerden iş ilişkilerine, resmi işlerden eş dost diyaloglarına kadar haset, fesat, dedikodu, fitne, iftira, yalan, çekememezlik… Kimsenin kimsenin iyi olmasını istemediği ve bu kepazeliklerin nerede durup nasıl düzeleceğinin de belli olmadığı bir girdabın içinde yaşıyoruz.

Duruma bakıldığında kimsenin kimseyi yargılamaya, bahane bulmaya hakkı yok! Neden mi? Çünkü bu millet bu. Evet, bu millet maalesef ki bu! İstisnasız çok büyük ölçüde kendi çapında böyle.

Hangi eğitim seviyesi, hangi gelir düzeyi, hangi yaşam standardında olursa olsun, bu toplumun maalesef %95’i böyle. Herkes kendi çapına göre hak yiyerek, usulsüzlük yaparak, kural tanımayarak, kendi ölçeğinde kurnazlık yaptığını sandığı için; bunların hepsi bir araya geldiğinde toplumun tamamı bir rezillik bütünü olarak ortaya çıkıyor.

İşte bu toplumda anne babaların her bir çocuğu “ultra hiper muhteşem ötesi zeki, her biri prens, her biri prenses”… Nasıl çürüklerse, en küçük bir uyarı, telkin veya eleştiri duyduklarında hemen psikolojileri bozulup travma yaşıyorlar.

“Aman psikolojileri bozulmasın, biz yaşamadık onlar yaşasın, benim çocuğum en iyisine layık” diye diye; ne saygı, ne değer, ne maneviyat, ne vicdan sahibi olmayan; duygusuz, duyarsız, maddiyatçı, samimiyetsiz, sanal dünyanın esiri olmuş bir nesil yetişti.

Bunun en büyük sebebi bilgisiz, ilgisiz, değerleri bilmeyen, yetersiz, züppe, cahil, okumuş cahil, hanzo, insan görünümündeki anne babalardır. Sen çocuğuna en başta evinde terbiye vermezsen, okulda öğretmen, askeriyede komutan bunun terbiyesini veremez.

Verilmeyen terbiye, öğretilmeyen vicdan bilincinden yoksun “çocuk” denilen zorba, serseri, lüzumsuz ve sevimsiz insanımsı yaratıklar; işte bu şımarıklık sonucu anne babalarının bürokratik, politik ve mali nüfuslarının şımarıklığı, ahlaksızlığı ile önce akran zorbalığına, en sonunda da takipsiz, denetimsiz ve özgüvenli yetişme adı altındaki sonsuz şımarıklık ve ahlaksızlıklarına ses çıkarılmadığı için; oynadıkları “oyun” adı altındaki “psikopat dijitalliğin” etkisiyle, en sonunda evdeki silahı alıp bir yerlerden silah bulup acıma, vicdan, insanlık duygusu olmadan okullardaki öğrencileri taramaya ve katliam yapmaya başladı.

Özellikle ilk ve orta öğretim çağındaki bu tiplerin işlediği suçlarda “suçun şahsiliği” kavramını geçin artık. Madem “veli” sıfatında olan ama bunu beceremeyen anne babalar var, o zaman terbiye, ahlak, vicdan ve bilinç veremediğiniz aşağılık çocuklarınızın işlediği suçların cezasını da çekmekle mükellefsiniz.

Bu tür anne babalar memur ise memuriyetten çıkartılacak, çalışıyorsa işten atılacak; esnaf ise dükkanına ve mal varlıklarına devlet tarafından el konularak cezaevine gönderilip, malı mülkü müsadere edilecektir. Başka türlü bu kötülük durmayacaktır.

Bu duygularla dünyada bir tek çocuklara armağan edilmiş olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı bu yaşadığımız olağanüstü üzüntülü durum nedeniyle buruk olarak kutluyoruz… Artık ne yüzle kutlanacaksa.

Saygılarımla.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve dorukmedya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat