
Her yıl Mart ayı geldiğinde milletimizin ortak hafızasında derin bir yankı uyandıran bir gün vardır: İstiklâl Marşı’nın kabulü. Bu yıl dönümü, yalnızca bir şiirin mecliste kabul edildiği tarihi hatırlamak değildir; aynı zamanda bir milletin bağımsızlık iradesini, inancını ve geleceğe olan güvenini yeniden hissettiği anlamlı bir gündür.
Bu yıl İstiklâl Marşı’nın kabulünün yıl dönümünde MİLLİ Eğitim Bakanlığımızca belirlenen tema ise oldukça anlamlı: “Korkma, Gençliğin Ruhu Burada.”
İstiklâl Marşı’nın ilk kelimesi olan “Korkma”, aslında bir milletin kaderini değiştiren bir hitaptır. Bu sesleniş; o günlerde yorgun, işgal altındaki bir vatanın insanlarına söylenen bu söz; umudu diri tutmanın, cesareti ayakta tutmanın çağrısıydı. Aynı zamanda Hicret için yola çıkan Peygamber efendimiz ve hazreti Ebu Bekir’in mola verdikleri ve gizlendikleri Sevr mağarasına müşriklerin öldürmek için dayandıkları zaman tedirgin olan Ebu Bekir’e Peygamber efendimizin “KORKMA” Ya Ebu Bekir Allah bizimle beraberdir” cümlesine bir telmihtir (hatırlatma)
Bugün ise aynı söz, gençliğe yöneltilmiş güçlü bir mesaj olarak karşımızda duruyor.
Bir eğitimci olarak her gün gençlerle aynı koridorları paylaşırken şunu açıkça görüyorum: Bu ülkenin geleceğine dair en büyük güven kaynağı yine gençlerimizdir. Onların gözlerindeki merak, üretme isteği ve hayalleri; aslında İstiklâl Marşı’nın ruhunun hâlâ yaşadığının en güçlü göstergesidir.
Bugün Kütahya Güzel Sanatlar Lisesi gençliğin sanatla yoğrulan heyecanına ev sahipliği yapıyor. bu koridorlar; bugün müziğin, resmin, tiyatronun ve estetiğin sesiyle yankılanıyor.
Bir sınıftan piyano sesi yükseliyor. Bir atölyede genç bir ressam tuvaline hayalini aktarıyor. Başka bir odada öğrenciler sahne için prova yapıyor. İşte o an insanın aklına İstiklâl Marşı’nın ilk kelimesi yeniden geliyor:
“Korkma…”
Çünkü bu topraklarda gençliğin ruhu yaşıyor.
Üreten, düşünen, sanatla kendini ifade eden bir gençlik var.
Sanat eğitimi yalnızca bir yetenek geliştirme süreci değildir; aynı zamanda insanın dünyayı anlamlandırma biçimidir. Bir nota, bir fırça darbesi ya da bir sahne repliği; bazen bir milletin hafızasını, bazen bir insanın duygularını anlatır.
İşte bu yüzden bugün güzel sanatlar eğitimi alan gençler, yalnızca sanat öğrenmiyor; aynı zamanda kültürümüzü, değerlerimizi ve ortak hafızamızı geleceğe taşıyor.
İstiklâl Marşı’nı yazan Mehmet Akif Ersoy, o dizeleri kaleme alırken milletinin karakterini anlatıyordu. O karakter; inanan, mücadele eden ve hiçbir zaman umudunu kaybetmeyen bir ruhu temsil ediyordu.
Bugün o ruhun yeni taşıyıcıları gençlerdir.
Bu nedenle İstiklâl Marşı’nın kabulünün yıl dönümünde bu temayı bir kez daha yürekten hatırlamak gerekiyor:
Korkma… Gençliğin ruhu burada. Sanatla büyüyen umut burada.
Ve bu milletin yarınları yine gençlerin ellerinde.
Ahmet İREN
Kütahya Ahmet Yakupoğlu Güzel Sanatlar Lisesi Müdürü