1836’da gerçekleştirilen bir başka değişiklikle redif taburlarının askerî ve malî idaresi bir elde toplandı. Böylece redif taburlarının bulunduğu sancaklar grup grup bir araya getirilerek birer müşirin idaresine verildi. Müşirliklere valiler getirilerek mahallî âyanların nüfuzu kırılmak istendi. İlk anda Karaman (Konya), Hudâvendigâr (Bursa), Ankara, Aydın, Erzurum ve Edirne’de müşirlik kurulması hedeflendi. Kocaeli, Bolu, Karesi, Eskişehir ve Bursa merkez sancağı Hudâvendigâr Müşirliği adı altında Ahmed Fevzi Paşa’ya bağlanırken Kütahya ve Karahisarısâhib sancakları feriklik itibar edilerek bu müşirliğe eklendi. Mahallinde harcanan paralardan artan meblağ mansûre hazinesine aktarıldı. Ancak bu düzenleme uzun sürmedi, gerek Anadolu’da gerekse Rumeli’de yeni düzenlemelere ihtiyaç duyuldu. Bu arada redif birliklerinin merkezdeki mansûre ile hassa şeklinde örgütlendirilmesi yoluna gidildi ve taşrada da Redîf-i Mansûre ile Redîf-i Hassa birlikleri oluşturuldu. Daha sonra tümenler teşkil edilecekti (Lutfî, V, 74, 165-170). Aynı yıl süvari redif birlikleri kurulmaya başlandı. İlk önce Ankara ve Çankırı kazalarında kurulan süvarilerden 1838’de altı bölükten bir alay teşkil edildi. Bunların maaş ve tayinatları ile diğer masrafları devletçe karşılanacaktı.
Mekteb-i Harbiyye’nin ilk mezunlarını vermesinden sonra silâh altındaki redif askerleri muvazzaf sınıfına dahil edilerek zâbitleri ocaklarına gönderildi. Redif ordusu son yapısını ihtiyat veya kısa süreli hizmet şeklinde alacaktı. Nitekim daha 1838 yılında muvazzaflık süresi beş yıl olarak belirlenmişti. II. Mahmud’un ölümü arefesinde redif askerlerinin mevcudu 100.000’e yaklaşmıştı.
Askerî giderlerin karşılanması için 1834 yılında Redîf-i Mansûre Hazinesi kurularak bazı gelir kaynakları buraya aktarıldı, ayrıca halktan iâne adıyla paralar toplandı. 1834 sonunda redif askeri sayısı 18.786, ödenen maaş tutarı 109.712,5 kuruş iken 1837 Ekiminde mevcut 84.796’ya, ödenen meblağ da 631.178 kuruşa yükseldi. Redif askerlerinin gelir gider hesapları mansûre hesaplarından ayrı tutulmuş, maaşların her ayın sonunda verilmesi benimsenmiştir. Subaylarıyla birlikte 1426 kişiden oluşan bir taburun aylık maaşı toplam 8347,5 kuruş tutuyordu. Başlıca gelir kaynakları iâne-i cihâdiyye emvâli, menâfi-i cedîde tertibatı ve zuhûrat vâridâttan; giderleri ise maaş, tâyinat-bahâ ve diğer masraflardan oluşmaktaydı (Cezar, s. 277-280). Bu giderler için halktan iâne-i cihâdiyye adı altında vergi toplanması kararlaştırılmış, ayrıca gümrük ve iltizam gelirlerinin bir kısmı redif hazinesine aktarılmıştır. Tanzimat döneminde nöbetleşe usulünün kaldırılması gibi bazı değişiklikler yapılırken redif hazinesi de lağvedildi.
6 Eylül 1843 tarihinde Serasker Rızâ Paşa zamanında ilân edilen ve kısmen Fransız, kısmen Alman etkisi altında bulunan askerî kanuna göre Osmanlı ordusu muvazzaf ordu, redif kuvvetleri, yardımcı kuvvetler ve başıbozuklar olmak üzere dört sınıfa ayrıldı. Böylece redif birlikleri dâimî orduya katıldı, muvazzaflık süresi önceleri beş yıl, ardından dört yıl olarak belirlendi.
1886’da Veli Rızâ Paşa ile Goltz Paşa’nın da dahil olduğu Islahat Komisyonu’nda ele alınan kanuna göre redif askerlerinin hizmet süresi dokuz yıl olarak belirlendi. Bir yıl sonra çıkarılan, fakat beş yıl sonra yürürlüğe giren yeni kanuna göre ise hizmet süresi sekiz yıla indirildi. Redif subayları arasındaki dereceler muvazzaf ordudakilerle aynı idi. 1909 Haziranında kabul edilen Elbise-i Askeriyye Nizamnâmesi’ne göre redif erleriyle subaylarının takacakları işaretler belirlendi. Redif teşkilâtı, 18 Ramazan 1330 (18 Ağustos 1328 r. / 31 Ağustos 1912) tarihinde müstahfız bölüklerine dönüştürüldü, böylece redif kavramı tarihe karışmış oldu.
Mustafa UYSAL
Araştırmacı-Yazar
Kaynak: TDV Ansiklopedisi
Yazarı:Prof. Dr. Abdülkadir ÖZCAN