Mustafa UYSAL - Tarih Köşesi
Köşe Yazarı
Mustafa UYSAL - Tarih Köşesi
 

Kütahya “Şehir Kimliği” Çalıştayı

Jeolojik Yapı Kentsel yerleşimler, bulundukları coğrafi konum itibariyle farklı jeolojik özelliklerin yer aldığı ölgelerde konumlandıkları durumlarda da farklı bir yerleşim yapısı göstermektedirler. Bu tür bir bölgede farklı, imar yönetmelikleri uygulanmaktadır. (Güley, 2001, s.55). Bu yüzden jeolojik yapı, kentte genel olarak kullanılan yapı malzemesini ve yapı boyutlarını da etkilemektedir. Yapı boyutlarının farklılaşması şehrin genel görünümünü etkileyerek o kentte ait bir siluet oluşmasına neden olmakta, şehrin dokusal karakterini ve siluetini, kimliğin bir parçası haline getirmektedir.  Pamukkale’nin travertenlerle, Kapadokya’nın peri bacalarıyla anılması da jeolojik yapının şehir kimliğine etkisi olarak gösterilebilir. Jeolojik yapıyı sadece yeryüzünün üzerine çıkan fiziksel unsurlar olarak görmemek gerekir. Yer kabuğunun şekli ve üst yapısı yanında şehirlerin fay hatları üzerinde olup olmamaları da kimliklerinin oluşumunda son derece önemlidir. Kütahya Gediz’de 1970 yılında yaşanan deprem yanında, yakın tarihte 2011 yılında yaşanan Simav depremleri de bu formasyonun biçimlenmenin, şekillenmenin önemli belirleyicilerinden olmuştur. Şehrin deprem kuşağında bir lokasyonda bulunması, şehir merkezlerinin kurulacağı veya taşınacağı yerlerin tespitinden bina şekillerine, kat sayısı, yatay/dikey yapılaşmaya kadar birçok noktada belirleyici olmaktadır. Şehirlerin kimliğini etkileyen en önemli öğelerden bir diğeri de yerleşimin sahip olduğu yer üstü ve yer altı su kaynaklarıdır. Bir kaynaklar bir şehrin gelişimini etkilemekte, şehre özgün yapılaşmaların oluşmasına neden olmaktadır. Bir şehirde yer altı su kaynaklarının çokluğu kaplıca ve hamam yapılarının artmasına neden olmaktadır. İç Batı Anadolu Bölgesi’ndeki kentlerde olduğu gibi su kaynaklarının farklılığı kentin niteliğini değiştirdiğinden kentin kimliğini de etkilemektedir. Eskişehir, Afyon, Kütahya, Bursa, Pamukkale gibi yerleşim yerlerinin bu kaynaklarla anılması ya da termal turizm açısından gündemde kalmasının arkasındaki gerçek de budur. Örneğin Kütahya’da yer alan Ilıca, Gediz Ilıcasu, Gediz Murat Dağı, Emet Yeşil-Kaynarca, Tavşanlı Göbel, Simav Eynal-Çitgöl-Naşa ve Hisarcık Esire termal turizm açısından ve Kütahya Yoncalı, Emet Dereli ve Emet Yeniceköy kaplıcaları da sağlık turizmi açısından yer altı kaynakları bakımından öne çıkan önemli bölgeler arasında bulunmaktadır (T.C. Kütahya Valiliği, t.y.). Mustafa UYSAL Araştırmacı-Yazar Kaynakça: Kütahya Belediyesi-Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Şehircilik / Kütahya “Şehir Kimliği” Çalıştayı Sonuç Raporu Aralık/2014
Ekleme Tarihi: 01 Ekim 2023 - Pazar
Mustafa UYSAL - Tarih Köşesi

Kütahya “Şehir Kimliği” Çalıştayı

Jeolojik Yapı
Kentsel yerleşimler, bulundukları coğrafi konum itibariyle farklı jeolojik özelliklerin yer aldığı ölgelerde konumlandıkları durumlarda da farklı bir yerleşim yapısı göstermektedirler. Bu tür bir bölgede farklı, imar yönetmelikleri uygulanmaktadır. (Güley, 2001, s.55). Bu yüzden jeolojik yapı, kentte genel olarak kullanılan yapı malzemesini ve yapı boyutlarını da etkilemektedir. Yapı boyutlarının farklılaşması şehrin genel görünümünü etkileyerek o kentte ait bir siluet oluşmasına neden olmakta, şehrin dokusal karakterini ve siluetini, kimliğin bir parçası haline getirmektedir. 
Pamukkale’nin travertenlerle, Kapadokya’nın peri bacalarıyla anılması da jeolojik yapının şehir kimliğine etkisi olarak gösterilebilir. Jeolojik yapıyı sadece yeryüzünün üzerine çıkan fiziksel unsurlar olarak görmemek gerekir. Yer kabuğunun şekli ve üst yapısı yanında şehirlerin fay hatları üzerinde olup olmamaları da kimliklerinin oluşumunda son derece önemlidir. Kütahya Gediz’de 1970 yılında yaşanan deprem yanında, yakın tarihte 2011 yılında yaşanan Simav depremleri de bu formasyonun biçimlenmenin, şekillenmenin önemli belirleyicilerinden olmuştur. Şehrin deprem kuşağında bir lokasyonda bulunması, şehir merkezlerinin kurulacağı veya taşınacağı yerlerin tespitinden bina şekillerine, kat sayısı, yatay/dikey yapılaşmaya kadar birçok noktada belirleyici olmaktadır.


Şehirlerin kimliğini etkileyen en önemli öğelerden bir diğeri de yerleşimin sahip olduğu yer üstü ve yer altı su kaynaklarıdır. Bir kaynaklar bir şehrin gelişimini etkilemekte, şehre özgün yapılaşmaların oluşmasına neden olmaktadır. Bir şehirde yer altı su kaynaklarının çokluğu kaplıca ve hamam yapılarının artmasına neden olmaktadır. İç Batı Anadolu Bölgesi’ndeki kentlerde olduğu gibi su kaynaklarının farklılığı kentin niteliğini değiştirdiğinden kentin kimliğini de etkilemektedir. Eskişehir, Afyon, Kütahya, Bursa, Pamukkale gibi yerleşim yerlerinin bu kaynaklarla anılması ya da termal turizm açısından gündemde kalmasının arkasındaki gerçek de budur. Örneğin Kütahya’da yer alan Ilıca, Gediz Ilıcasu, Gediz Murat Dağı, Emet Yeşil-Kaynarca, Tavşanlı Göbel, Simav Eynal-Çitgöl-Naşa ve Hisarcık Esire termal turizm açısından ve Kütahya Yoncalı, Emet Dereli ve Emet Yeniceköy kaplıcaları da sağlık turizmi açısından yer altı kaynakları bakımından öne çıkan önemli bölgeler arasında bulunmaktadır (T.C. Kütahya Valiliği, t.y.).
Mustafa UYSAL
Araştırmacı-Yazar
Kaynakça: Kütahya Belediyesi-Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Şehircilik / Kütahya “Şehir Kimliği” Çalıştayı
Sonuç Raporu Aralık/2014

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve dorukmedya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.